
Çocuğu Anlamak
Gelişimsel Farklılıklar, Mizaç ve Çevresel Duyarlılık

Giriş: Davranışı Doğru Yerden Okumak

Çocukların davranışlarını anlamaya çalışırken yapılan en yaygın hata, davranışı niyetle açıklamaktır.
Oysa erken çocukluk döneminde zorlayıcı davranışların büyük bir kısmı “istemek”ten değil, düzenleyememekten kaynaklanır.

Bir çocuk bağırdığında, ağladığında, vurduğunda ya da kaçındığında çoğu zaman şunu söylemektedir:
“Bu durum benim için fazla.”
Bu yüzden davranışı anlamanın ilk adımı, çocuğun bizi zorlamak istemediğini, bulunduğu koşullarda baş etmekte zorlandığını kabul etmektir.

Öz düzenlenmede zorlanma
Yanlış yorumlanan ihtiyaçlar
Aşırı duyusal yüklenme

Çocukların Tepki Verme Biçimleri
Mizaç + Çevresel Duyarlılık Birlikte
Mizaç, çocuğun dünyaya verdiği tepkilerin doğuştan gelen genel eğilimidir.
Bu eğilimler; duyguların yoğunluğu, yeni durumlara yaklaşım, uyum hızı ve düzenleme kapasitesi gibi alanlarda kendini gösterir.
Ancak mizaç tek başına davranışı açıklamaz.
Ancak mizaç tek başına davranışı açıklamaz.Aynı mizaca sahip iki çocuk, farklı çevresel koşullarda çok farklı davranışlar gösterebilir. Bu nedenle mizacı, çocuğun çevreye olan duyarlılığıyla birlikte düşünmek gerekir.


Bazı çocuklar çevredeki stres faktörlerinden daha az etkilenirken, bazı çocuklar aynı koşullarda çok daha çabuk zorlanabilir. Bu durum çocuğun “zor” olduğu anlamına değil, çevresel uyuma daha duyarlı olduğu anlamına gelir.


Mizaç Temelli Tepki Eğilimleri
Bu sınıflamalar çocukları etiketlemek için değil, hangi çocuk için hangi desteğin daha gerekli olduğunu anlamak için kullanılır.
1
Kolay Uyumlanan Çocuklar
Bu çocuklar genellikle;
-
Günlük rutinlere daha rahat uyum sağlar,
-
Yeni ortamlara daha hızlı alışır,
-
Duygusal dalgalanmalar yaşasalar bile daha çabuk toparlanır.
Bu durum, bu çocukların zorlanmadığı anlamına gelmez; ancak zorlanma anlarında düzenleme becerileri daha hızlı devreye girebilir.
2
Daha Zorlanan Çocuklar
Bu çocuklar genellikle;
-
Duygularını daha yoğun yaşayabilir,
-
Geçişlerde (oyunu bırakma, ortam değiştirme) daha sık zorlanabilir,
-
Aynı uyaran karşısında daha büyük tepkiler verebilir.
Bu özellikler çoğu zaman yanlış şekilde “inat”, “bilerek yapma” ya da “sınır deneme” olarak yorumlanır.
Oysa burada çoğunlukla söz konusu olan, çocuğun duygu ve davranışını düzenlemekte zorlanmasıdır.
3
Daha Zorlanan Çocuklar
Bu çocuklar genellikle;
-
Yeni ortamlarda önce gözlem yapmayı tercih eder,
-
Başlangıçta geri planda durabilir,
-
Kendini güvende hissettikçe katılım gösterir.

Bu çocuklar için hızlı uyum beklentisi baskı yaratır.
Zaman tanındığında ve zorlanmadıklarında uyum doğal olarak gelişir.

Aynı Çevre Her Çocukta Aynı Etkiyi Yaratmaz
Çevresel Duyarlılık Perspektif
Çocuklar çevresel koşullara farklı derecelerde duyarlıdır.
Bazı çocuklar zorlayıcı koşullarda bile işlevselliğini koruyabilirken, bazı çocuklar için çevrenin kalitesi çok daha belirleyicidir.

Çevre; yetişkinin yaklaşımı, kullanılan dil, beklentilerin netliği, ceza–ödül dengesi, fiziksel ortam ve duygusal güvenlik gibi birçok unsuru içerir.

Destekleyici Çevre
Sert & Cezacı Çevre
-
Duyarlı çocuklar hızlı gelişim gösterebilir,
-
Kendini düzenleme becerileri güçlenir,
-
Zorlayıcı davranışlar azalabilir.
-
Aynı çocuk daha fazla davranış sorunu gösterebilir,
-
Duygusal taşmalar artabilir,
-
Kaçınma ya da içe çekilme görülebilir
Bu nedenle davranışı değerlendirirken yalnızca çocuğa değil, çocuğun içinde bulunduğu bağlama da bakmak gerekir.

Davranış Nasıl İçselleşir?
Düzenleme Sürecini Anlamak
1
Uyma - Dışsal Düzenleme
Bu aşamada çocuk davranışını:
-
Yetişkinin varlığı,
-
Uyarı,
-
Ceza veya ödül beklentisiyle sürdürür.
Davranışın kaynağı çocuğun içinde değil, dışındadır.

2
Özdeşim - Paylaşılan Düzenleme
Bu aşamada çocuk:
-
Sevdiği yetişkine benzemek ister,
-
Onunla ilişkiyi korumak için kurallara uyar.
Davranış daha istikrarlı görünür; ancak kuralın arkasındaki değerler henüz tam yerleşmemiştir.

3
İçselleştirme - Öz Düzenleme
Bu aşamada çocuk:
-
Davranışı dış kontrol olmadan sürdürebilir,
-
Kuralı “doğru olduğu için” uygular.
Bu noktada düzenleme artık çocuğun içinden gelir.


Zorlayıcı davranışlar, çoğu zaman bu sürecin henüz tamamlanmadığını gösterir.

Düzenleme Nasıl Desteklenir?
Yetişkinin Rolü
Çocukların kendilerini düzenleme becerileri, tek başına “olgunlaşma” ile gelişmez. Bu beceriler, çocuğun yetişkinle kurduğu ilişki içinde, tekrar eden deneyimlerle şekillenir. Erken çocukluk döneminde çocuk, duygularını ve davranışlarını büyük ölçüde yetişkinin yardımıyla düzenler; zamanla bu düzenleme biçimlerini içselleştirir. Yetişkinin çocuğa verdiği her tepki, çocuğun şu soruya verdiği cevabı etkiler:
“Zorlandığımda biri bana yardımcı olur mu?”
Bu soruya verilen yanıt, çocuğun hem davranışlarını hem de kendine dair algısını belirler.

Yetişkinin Tepki Biçimleri ve Etkileri
Aynı davranış, yetişkinin verdiği tepkiye bağlı olarak çocukta çok farklı öğrenmelere
yol açabilir.
İlgisiz Tepki Biçimi
İlgisiz yaklaşımda yetişkin:
-
Çocuğun duygularına ve davranışlarına sınırlı tepki verir,
-
Beklentileri netleştirmez,
-
Rehberlik sunmaz.
Bu durumda çocuk:
-
Ne beklendiğini anlamakta zorlanabilir,
-
Kendi davranışlarını düzenleyecek bir dış destek bulamaz,
-
Zorlandığında yalnız kaldığı hissini yaşayabilir.
Uzun vadede bu yaklaşım, çocuğun davranışlarını deneme-yanılma yoluyla öğrenmesine neden olur; bu da çoğu zaman tutarsız ve güvensiz bir düzenleme süreci yaratır.


İzin Verici Tepki Biçimi
İzin verici yaklaşımda yetişkin:
-
Çocuğa karşı sıcak ve ilgili olabilir,
-
Ancak sınır koymakta zorlanır,
-
Davranışın yönünü belirlemez.
Bu yaklaşımda çocuk:
-
Sevildiğini hisseder,
-
Ancak hangi davranışın kabul edilebilir olduğunu net biçimde öğrenemez.
Sınırlar net olmadığında çocuk, kendi duygularını ve davranışlarını düzenleme konusunda yetişkinden yeterli yapı alamaz. Bu da özellikle zorlanma anlarında davranışların dağılmasına yol açabilir.

Otoriter Tepki Biçimi
Otoriter yaklaşımda yetişkin:
-
Kuralları net ve katıdır,
-
Uyum beklentisi yüksektir,
-
Açıklama ve duygusal destek sınırlıdır.
Bu durumda çocuk:
-
Davranışı çoğu zaman korku veya ceza beklentisiyle kontrol eder,
-
Yetişkin varken uyum gösterip, yokken davranışı sürdüremeyebilir.
Bu yaklaşım kısa vadede düzen sağlayabilir; ancak uzun vadede çocuğun davranışı neden doğru olduğu için değil, baskıdan kaçınmak için yapmasına yol açabilir. Bu da içselleştirmeyi zorlaştırır.

Otoritiatif (Dengeli) Tepki Biçimi
Otoritatif yaklaşımda yetişkin:
-
Net ve tutarlı sınırlar koyar,
-
Çocuğun duygularını görür ve adlandırır,
-
Davranışı öğretmeyi hedefler.
Bu yaklaşımda yetişkin, çocuğa hem “burada sınır var”, hem de
“zorlandığında yalnız değilsin” mesajını aynı anda verir.
Bu denge sayesinde çocuk:
-
Duygularını tanımayı öğrenir,
-
Zorlandığında yardım istemeyi deneyimler,
-
Zamanla davranışını yetişkin desteği olmadan da sürdürebilir.
Araştırmalar, bu yaklaşımın:
-
Öz-düzenleme becerilerini,
-
Davranışların içselleştirilmesini,
-
Çocuğun kendine güvenini
en güçlü şekilde desteklediğini göstermektedir.


Sonuç:
Çocukların zorlayıcı davranışları çoğu zaman “daha fazla kontrol” değil,
daha iyi rehberlik ihtiyacını gösterir.

Ne Demek İstiyoruz?
Davranışı Değil, Süreci Hedeflemek
Zorlayıcı davranışlar çoğu zaman “kötü niyet” değildir.
Çocuk, o an duygusunu veya davranışını yönetmekte zorlanıyordur.
Bu yüzden amaç sadece davranışı durdurmak değil, çocuğa baş etme becerisi kazandırmaktır.


Çocuk Bağırıyorsa
Vuruyorsa
İletişim kurmayı henüz beceremiyor olabilir
Öfkeyi yönetme ve sınırları anlama becerisi gelişiyor olabilir.

Kaçınıyorsa / İçine Kapanıyorsa
Güvende hissetmeye ve zamana ihtiyaç duyuyor olabilir.
Kısacası

Davranış bir “sorun” değil, bir mesajdır.
Bizim hedefimiz bu mesajı duymak ve çocuğa yeni yollar öğretmektir.
